Dün gece The Atlantic ile Washington Week programında bir uzman paneli, yeni imzalanan ABD-İran anlaşmasını didik didik etmek ve Donald Trump'ın rejimle yaptığı anlaşmanın dünyanın geri kalanı için ne anlama gelebileceğini düşünmek için bir araya geldi - çünkü 'küresel istikrar' denince akla gelen şey, bir zamanlar kasırgaları nükleer bombalamayı öneren bir adamın müzakere ettiği bir anlaşmadır.

The Atlantic yazarı Nancy Youssef, uluslararası toplumun hem İran'ı hem de Ukrayna'yı izlediğini ve büyük güçlerin daha zayıf ulusları kolayca ezdiği dönemin sona ermiş olabileceğini fark ettiğini savundu. 'Büyük güçlerin gelip daha zayıf ulusları kesin bir şekilde yenmesi fikri artık geçerli değil' dedi ve Davut'un nihayet Golyat'a karşı işe yarayan bir sapanı olabileceğini ima etti.

Youssef, teknolojinin 'savaş alanında bir dengeleyici' haline geldiğini belirtti ki bu, drone'ların ve yapay zekanın eski moda tankları bir teknoloji konferansındaki tuşlu telefon kadar modası geçmiş gösterdiğini söylemenin kibar bir yolu. Gelecekte, ABD dahil dünya çapındaki ordular, 'hızla değişen savaş alanı dinamiğine' ayak uydurmak için özellikle drone ve yapay zeka ilerlemelerindeki teknolojik yeteneklerini değerlendirmek zorunda kalacak. Çünkü 'çağımızda barış' denince akla gelen şey, otonom öldürme makinelerinde bir silahlanma yarışıdır.

Panelde ayrıca Jeffrey Goldberg (The Atlantic'in genel yayın yönetmeni), Jonathan Karl (ABC News), Karim Sadjadpour (Atlantic yazarı ve Carnegie Vakfı kıdemli üyesi), David Sanger (New York Times) ve Youssef yer aldı - konu kahvaltıda hâlâ 'Kahrolsun Amerika' diye bağıran bir rejimle yapılan bir anlaşmayı içerse bile 'bunu ciddiye alıyoruz' diye bağıran bir kadro.